Niye Göz Yumuyoruz?
admin tarafından Kişisel içinde postalandı, tags: niye göz yumuyoruz, yazılarım4 Eylül 2006 tarihinde köşemde yazdığım “Niye Göz Yumuyoruz?” başlıklı yazıyı da paylaşayım dedim sizlerle..
Cidden büyük bir sinirle, öfkeyle yazmıştım bu yazıyı, ki hala aynı sinir ve öfkeyi taşıyorum:
Niye Göz Yumuyoruz?
Hayattan ve internetten uzakta kaldığım 1. haftanın sonuna doğru yaklaşırken, NTV’deki Almanya – Fransa maçının devresindeki haberlerde bir haber içimdeki duygusal yoğunluğun son noktaya ulaşmasına sebep oldu. Haber, Lübnan’a atılan misket bombalarıyla ilgiliydi. Bu haberden sonra vicdanen rahat olamamaya başladım. Birşeyler yapmalıydım. Sonunda bu yazıyı yazmaya karar verdim. Bundan önce de buna benzer kararlar vermiştim fakat site yönetimi tarafından çeşitli nedenlerle kabul edilmediği için gerçekleştirememiştim. Ama bu sefer ne olursa olsun bu yazıyı yazmalıydım. Bu benim için çok önemliydi artık…
Lübnan savaşı gözümüzün önünde sona erdi. Herşey gözümüzün önünde oldu. Bundan öncekiler gibi. Bizim şahit olduklarımız Afganistan ve Irak savaşlarıydı. Tabi bizim şahit olmadığımız fakat sebebi hemen hemen aynı olan savaşlar da oldu bizden önce… Bütün bu savaşlar göz göre göre bazı saçma ve dayanağı olmayan nedenlerin arkasına sığınarak gerçekleştirildi. Onlara da göz yumduk. Ses çıkartamadık. Artık pek birşey değiştiremesek de birşeyler yapmalıyız. Bunu yapmadığımız taktirde saçma yayın akışları içerisinde bir haberde dahi bu konuya değinmeyerek göz ardı eden, tek kelimeyle “şerefsiz” diye tabir edebileceğimiz TV kanallarından bir farkımızın kalmıyacağını düşünüyorum. Bu kadar berbat bir durum karşısında bile hala akşam haberlerinde o saçma magazin haberlerini yayınlayan kanallar. Çoğu Türkün bunların farkında olmadan bu programları izlediği de bir gerçek. Zaten bu tip insanların ülke nüfusundaki yüzdesi fazla olduğu için yapılıyor.(rating değerleri ortada) Ama 5 milyondan fazla antenle TV izleyen insan var. Bunlardan biri de benim. 20 tane kanal var. Bu 20 kanalı 2-3 kere gezdiğim oluyor. Aslında fazla bir seçeneğimiz de yok(Ntv, Trt1 gibi kanalların dışında). Kapatmadığınız taktirde bunları izliyorsunuz. Ben 2 yıldır bu yüzden fazla tv izlemiyorum. Arada bir baktığım da hiçbir değişmenin olmadığını görünce sinirlenip, bir daha kapatıyorum. Ama herkes bunu yapamıyor. Bir zaman sonra o programlara , saçma ve anlamsız programlara kaptırıyor kendini. Mesela bir magazin programında bir haberi( ne kadar haber değeri taşıyorsa artık ) vermeden önce 10 kere verdiklerini bile gördüm. Gördünüz… İşte bu durum karşısında bile programı kapatmayıp, izlemeye devam eden insanların arasında yaşıyoruz aslında. Bir insan bu haberleri izliyorsa aptaldır. Bu tip insanların zeka seviyelerinin Akıl Hastanelerinde yatan insanlardan bile düşük olduğunu düşünüyorum. Sadece Türkiye’de değil Dünya’da da durum aynı. Her neyse bu durumun farkında olduğunuzu umuyorum ve fazla uzatmak da istemiyorum.
Türkiye’deki anlayışı bir kenara bırakıp, Dünya’nın şu andaki durumuna göz atarsak çok büyük haksızlıkların olduğunu görüyoruz. Amerika’nın ve İsrail’in petrol ve para için her istediğini yapması, sömürülen ülkeler, üretimleri kısıtlanan ülkeler vs. vs. Mesela Türkiye’de dahi bazı gıda ürünleri dışarıya ihraç edilemiyor. Bildiğiniz gibi Amerika ve İsrail istediği gibi nükleer denemeler yapabiliyor. Fakat İran ve Güney Kore denediği zaman neler olduğunu biliyoruz. Diğer ülkeler yaptıkları zaman kabullenemiyorlar. Aslında düşünceleri çok basit. Hayatımızda da bu gibi örnekleri görüyoruz. Bir kavgadan sonra çocuk haklı olsa da 5-6 kişinin birleşip bu çocuğu sıkıştırdığını görmüşünüzdür veya buna benzer olaylara şahit olmuşunuzdur. Bu tip insanların tek kaldıklarında ne kadar korkak olduğunu da bilirsiniz. Aslında Amerika’ya ve İsrail’e karşı yapabileceğimiz de buna benziyor. Sonuçta onların çıkarına çalışan markaları almadığımız taktirde onları yalnız bırakabiliriz. Örneğin İsrail ordusuna kar payı veren Coca Cola firmasının her kanalda yayınlanan ilgi çekici reklamlarını görüyorsunuz. Aslında pek bir şey değişmese dahi bu firmalara destek çıkmayarak vicdanımızı rahatlabiliriz bu şekilde…
Evet arkadaşlar benim değinmek istediğim şeyler bunlardı. Daha da uzatabilirdim ama birçoğunuzun bu olanların farkında olduğunuzu biliyorum. Bu sitede gezerken belki birkaçınız bu yazıyı okur da göz yumduğu şeylerin tekrar farkına varır diye bu yazıyı yazma gereksinimi duydum. Bazılarınız içinden “Bütün bu olanların farkındasınız ama niye Amerika’yı temsil eden bir ligin tanıtımını ve destekçiliğini yapıyorsunuz?” diye geçirebilir. Biz bu ligi bir nevi bayağılaşan dünya basketbolundan farklı olduğu için seviyoruz. Yani Nba’i zevk aldığımız ve göze hoş geldiği için seviyoruz. Fakat bu bizim Dünya’da yaşanan haksızlıklara göz yummamızı gerektirmez…
“Konu Dışı” bölümü altında ara ara yazılarımı sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Tekrar görüşmek üzere. Hoşçakalın…
Yazılar (RSS)
birşeyler yapmak için çok geç hem bize mi kaldı ;ki kendi başımıza ne yapabiliz ki
diyen we köşesine çekilip bana dokınmayan yılan bin yıl felsefesini sürdüren insanlarla
dolduk taştık…aklından birşeyler geçirip devreye koymak isteyenler de etrafındakilere zarar gelir
korkusuyla susmak zorunda kalıyor yada zorunda bırakılıyor…iyi olan we herkes için iyi şeyler
olmasını isteyenler ne yazıktır ki pek fazla yaşayamıyor ülkemizde…uğur mumcu(allah rahmet eylesin)
we daha niceleri gibi..hainler içimizde..askerimizin içinde we kahrolası ekranlarımızda..
lafta 18 yaşın üstüne çıkarılan herşey çocukların içinde gözlerinde..bunların sorumlusu
kontrolsüzce gelişen teknoloji mi yoksa biryerlerde gerçekten de ciddi hatalar mı yaptılar..
ileride torunlarımıza anlatacak bir hiçlik bırakmak için nasıl da tepkisizliğimizi sürdürüyoruz..
insan gerçekten de ewlwdını kaybedince mi kahrolsun pkk diyor…???
tepkisizlik…..bizi yokluğa sürükleyen we insanlar…..